Etiket arşivi: anne

Şifa niyetine masal…

Screen Shot 2015-09-08 at 10.39.27 AM

Bu hafta sonu Akatlar Sanatçılar Parkı’nda Türkiye’nin ilk masal şenliği düzenleniyor. Masalların şifalı olduğunu, yüzyılların dersini, sevgisini barındırdığını düşünüyorum.

Masal Terapi kitabının yazarı sevgili Judith Liberman’ın da katılacağı şenliğin programı şöyle:

Açık Sahne ve Kapalı Çadır Programı

12 Eylül Cumartesi

Açık Sahne

12:00 Belediye Başkanı Murat Hazinedar ile Açılış

13:00 Ayşegül Dede ile Masal “3 Elma” (3-99 yaş)

14:00 Çiğdem Şimsek ile “Anadolu Masalları” (3-99 yaş)

16:00 Sara Şahinkanat ile “Bir Kadın Masalı”

17:00 Judith Liberman &Tahir Ayne ile “Çocuklar için Masallar” (6-99 yaş)

18:30 Semih Ali Aksoy ile “Hikaye Saati “ (9-99 yaş )

19:30 Judith Liberman &Tahir Ayne ile “Masal Terapi” (9-99 yaş)

21:00 Judith Liberman ile Halka Açık Sahne

Kapalı Çadır

10:00 Hafize Güner ile Masal / Yoga (6-9 yaş)

12:00 Songül Bozacı ile “Evvel Zaman İçinde, Masal Sanat İçinde” (8-12 yaş)

13:30 Nur Niyaz Bildik ile “Masallarla Dans” (3-6 yaş)

15:00 Nilay Yılmaz ile “Masal Halısı” Yaratıcı Yazma (9-14 yaş)

17:00 Ezgi Ökse ile Masalların Terapotik Etkisi (Yetişkinler için)

19:00 Oğuzhan Burak Korkmaz ile Karagöz Hikayeleri (3-99 yaş)

13 Eylül Pazar

Açık Sahne

12:00 Tiyatro Acele Sanatlar ile “Hayalim Masal” Tiyatro Oyunu

13:00 Onur Erol ile “ Masalım Müzik, Müziğim Masal” (3-99 yaş)

14:00 Gizem Cankurtaran ile Anadolu Masalları (3-99 yaş)

16:00 Serkan Kırmızı ile “Davulumdan Masallar” (3-99 yaş)

18:00 Elizabeth Caldwell ile “The Magical Beanstalk “ (9-99 yaş)

19:00 Serkan Kırmızı ile “Davulumdan Meseller “ (9-99 yaş)

20:00 Demet Tuncer sahnesinde ünlü konuklar ile “Masal Bir Yolculuk” performansı

ve Ödül Töreni

Kapalı Çadır

10:00 Didem Köktaş ile “ Elmanın Çekirdeği “ (3-99 yaş)

12:00 Özge Özdemir&Onur Bakır ile Masallarla Felsefe (9-12 yaş)

15:00 Özge Yaran ile “Masallarla Dans” (7-12 yaş)

17:00 Dr. Nesli Keskinöz Bilen ile “Masallar ve Bilinç Dışındaki İzdüşümleri” ( Yetişkinler İçin)

19:00 Oğuzhan Burak Korkmaz ile Karagöz Hikayeleri (3-99 yaş)

NOT: Katılan müzelerin şenlik programı da ektedir.

“Büyüyünce neler oluyor size?”

IMG_1754

Bu sabah konu konuyu açtı, kızım ekranlardan bildiği ve bir nedenle sevmediği bir kişiyle ilgili konuşmaya başladı. Aman yanlış anlaşılır, söyleyeyim kim olduğunu Justin Bieber… Bir zamanlar Türk kızları çirkin demiş ya, Yaz o günden beri uyuz ona.

Neyse dedi ki, ben olsam onun kulisine gider bi güzel pataklarım onu. Ay yazık ya canı yanmaz mı dedim. Dedi ki, öffff anne… bence siz de çocukken böyleydiniz, büyüyünce ne oluyor size?

Bu çocuktan, aslında her çocuktan ne çok şey öğreniyorsun. Evet çocuklar duygularını çok daha net ifade ediyorlar. Biz de birilerini pataklamak istiyoruz belki ama bunu dile getirmiyoruz, hatta bi öfke duyuyoruz ama onu öyle bile adlandıramıyoruz 🙂

Neyse ben de ona şöyle cevap verdim; büyükler de böyle hisler hissedebilirler zaman zaman.

Ama kimseye zarar vermek istemeyiz…

Bazen söyledikleriyle, bazen de düşündürttükleriyle küçük bilgeler onlar.

Annelik… Kaplan gibi vahşi, kedi gibi evcil.

11267401_10153ğ085541518261_6815773268128036873_n

Nasıl yaman çelişki anne? diye Ahmet Kaya şarkısı geldi aklıma. Arkadaşlarla sohbetlerde, içsel konuşmalarımızda hep aynı çelişki yok mu? Bir anne kedinin, yavrusunu korumak için tüm dünyaya meydan okuması gibi… Anneler olarak gerekirse Roma’yı yakarız alimallah!

Minnaklarımızı bir yandan pamuklara sarıp sarmalarak istiyor, sadece fiziksel anlamda değil, ruhen de kırılıp incinmemesi, kötü söz duymaması, kötü davranışa maruz kalmaması için bir kartal gibi gözlerimizi dikiyor, panter gibi dişlerimizi hazırlıyoruz.

Ama gel gör ki, güçlü olsun da istiyoruz. Hemen çıt diye kırılmasın, pes etmesin, kabuğuna çekilmesin, sinmesin, ezilmesin, ayağı yere bassın. Güçlü durmayı, kendi olmayı öğrensin…

O yüzden ilk isteğimizi yani koruma içgümüzü dengeleyip, güçlenmesi için alan yaratıyoruz. Bir arkadaşı kötü bişey mi söyledi,  o kırıldı diye üzülüyor, ama müdahale etmemek için kendini tutuyor, bir adım geride duruyorsun misal. Okulda işlerini kendi halletsin, derdini anlatsın istiyorsun. Ayakkabısını bağlarken hala, ufak ufak özgürlükler veriyorsun, hayatı tanısın ucundan diye. Tuhaf işte.

Annelik National Geographic gibi bazen. İşte böyle bişey.

 

Atalım kapının önüne bir halı…

Screen Shot 2015-07-14 at 2.39.35 PM

Bizim tabletlerimiz, onlarca monstır hay, barbi, benten oyuncağımız yoktu. Televizyon da yoktu bütün gün. Benim çocukluğumda televizyon akşamüstü başlardı. Özel televizyon da yoktu zaten. TRT’de akşam Adile Teyze vardı, adımızı saysın diye beklerdik.

Cep telefonu yoktu, ev telefonu vardı sadece. Şehirlerarası telefona santralden sıra yazdırılırdı. Adana çık aradan diye bağrılırdı.

Yaz okulları da yoktu, sek sek, yakan top, istop, dalya vardı.

Neyse dünya toz ve gaz bulutuydu, işte o zamanlar bizim yaz tatili aktivitelerimiz de başkaydı tabii.

Biz sokak kapısının önüne bir halı atar, oyuncaklarımızı çıkartır, komşu çocuklarla oyun oynardık. Yukarıdaki fotoğraf bana ilham oldu. Dışarı halı çıkarttığımız o günlere gittim. Ne oyunlar, ne hayaller birikirdi o halıların üstünde.  Ne güzel kapı önü arkadaşlıkları yaşanırdı.

Bir gün aşağıdaki parka bir halı alıp, kızımla ineceğim. Biraz abur cubur, belki bir termos, belki civar bloklardan da çocuklar gelir, beraber oynarız ; )

Zorlu AVM Park

IMG_0631

Öyle bir yer keşfettik ki,
çocuklar sokak çocuğu kıvamına kolayca gelebiliyor
üstelik büyükler de kahvelerini yudumlayabiliyor.
Zorlu AVM’nin arkasında açılan Zorlu Park, alıştığımız park oyuncaklarının dışında çeşitler sunuyor.

Dev, dimdik duvarımsı bir kaydırak var mesela.
Kayış stratejisini iyi ayarlayamayan biraz sarsılıyor açıkçası.
Trambolinler, farklı tırmanma atraksiyonları falan cabası…
Ama asıl kalbimizi fetheden içinde kovası, küreği sabit olan kum havuzu ve yanda çocukların cıbıl cıbıl yalın ayak basabilecekleri sulu alan…

Kızım, burası bir cennet dedi. Bütün üstünü kum ve suyla ıslattı, biz de ona kirlenmek güzeldir diye bağırdık, devam etti, 2 kere üst değiştirdik. Haaa yani sana söyleyeceğim, giderken bol bol yedek giysi, çamaşır, güneş kremi, şapka al… Tatil havasına giriyor insan 🙂

Ekonomik bir eğlence üstelik bu.
Giriş ücretsiz, istersen hiçbir şey yiyip içme.
Biraz soluklanmak istersen, yan tarafta Starbucks var.
Otur biraz soluklan…
Çünkü kum havuzu dışında, biraz bücürlerin peşinde koşmak gerekiyor.

Kızım, bir tırmanma kulesine çıkıp, yarı yolda tırstı, gelin beni alın diye bağırdı, öyle söyliiim…

Neyse, şehirli insan da böyle yapay mutluluklar bulup sevinir işte.
Sen bunları doğada yapabiliyorsan zaten , öp de başına koy…

Bu arada koşturmaktan fotoğraf falan çekemedim.
Bi sonrakine daha deneyimli olarak sağı solu çeker koyarım.

Hadi sağlıcakla kalalım, görüşürüz 🙂

Anneliğin %70’i manipülasyon

Fotor062511208

Geçen gün benimle işe gelecekti küçük kuzum.
Gitti düdük gibi olmuş, eteği poposunda, rengi solmuş bir elbise seçti giymek için.
Önce bunu giymesen dedim, baktım inatlaşacak, ne var bunda giyeceğim demeye başladı.

İnatlaşmak kaybetmektir. Hemen yeni bir strateji geliştirdim.
Benzer bir elbisemiz var, bej dantel gibi.
Ona hiçbir şey söylemeden, onu giydim çıktım ortaya.
Aslında ben de başka bir şey giyeceğim diye,
gitti benzer elbisesini giydi.
Bi de hoşuma gitti ki sonra Murat’ın çektiği fotolar.

Hahaaaaa! Sonuç zafer… Bir bücürcanla asla “hayır”laşmayın…
Bazen manipülasyon cennetten çıkmadır ; )

 

Bırakın şu şapşal telefonları!

0abe8a1dfb25377d18c89a661d6e626c

Akıllıymış! Kendince akıllı… Tutsak almış sahibini. Tüm vaktini sömürüyor. Sevdiğine ayırdığı vakitlerden çalıyor. Kıskanç bir sevgili gibi. Sahibi başka kimseyle ilgilenmesin istiyor.

Geçen gün işyerime liseli stajyerler geldi. Daha ilk defa bir iş ortamı görüyorlar. Bir reklam ajansına staja gelmişler, kocaman kocaman insanlarla ilk defa bir beyin fırtınasına giriyorlar. Ve o da ne? Ellerinde cep telefonları, karıştırıp duruyorlar. Ya hayatında daha önce reklamlar nasıl yapılıyor görmemişsin, farklı bir mekandasın, ilk günün. Hadi merak etmiyorsun, çekinmiyorsun da…

Tabii bu yeni çocukların ailelerine çeviriyorum büyüteci şimdi de. Yani bizlere… Yamacımızda, bize bir şeyler göstermek, anlatmak, sohbet etmek, oyun oynamak için dolanan bebelerimizin yanında o kıskanç sevgiliye mi esir oluyoruz?

En azından çocuklarımıza ayırdığımız kısa vakitler içinde, sadece onlarla olalım. Aklımız 5 karış havada, sosyal medyaya vesaire akmayalım.

Çocuklarınıza verdiğiniz cevapların farkında olun, onlar soru sorduğunda. Gözünüz ekranda, aklınız başka yerde olmasın. Gözünün içine bakın…  o size oyun oynuyorken cevap vermediğinde kızmayın. Konuşurken, face’e bakacağınıza, onun güzel yüzüne bakın.

Bırakın elinizden o şapşal aleti… Küçük küçük aralarla da olsa…

1, 2, 3 tıp!

#hayatiguzellestirenkadinlar

fotoğraf[9]

Anneler günü bir güne sığmaz, bla bla blaaaa…
Ama hiç olmazsa bir gün de olsa fazladan takdir edilmenin de kötü bir tarafı yok ; )
Böyle de bir girizgah yaptıktan sonra Anneler Günü hafta sonunda neler yaptık, neler ettik konuşalım hanımlar 🙂

picture2life_11447_original

Ben cumartesi günü Bumerang’ın düzenlediği Anneler Günü şenliğine gittim, daha doğrusu Yaz’la gittik. Bumerang’a da iyi ki katılmışım. Blog yazarı olduğunun iyice idrakine varıyor insan, seviyorum blog camiasını…

Neyse efendim, Bumerang güzel bir organizasyon hazırlamış. #hayatiguzellestirenkadinlar konsepti altındaydı organizasyon.
Bir tarafta sohbetler vardı, bir tarafta Faber Castell’in çocuklara hazırladığı bölüm…
Böylece anneler iki çift laf dinleyebilmiş oldular.

Programda meşhur blogger annelerle sohbetler (Hassas anne, Komirra, Nil’s mum)
onun dışında hamilelik, emzirme üzerine bilgilendirmeler,
astroloji ne ararsınız vardı.

Çok fazla bilgi yazabilir miyim hayır.
Çünkü bütün anneler, zırt pırt aktivite odasındaki çocukları kontrol etmeye gidiyorduk.

Kulağımıza ne çalındıysa o kadar.
Bu arada KEŞKESİZ DOĞUM konuşmasını özellikle çok beğendim.
Normal doğumda bahsedilen korkunç ağrıların olmak zorunda olmadığından bahsetti
Doğum ve hamilelik terapisti Züleyha Aydın… Nefes alma teknikleri, babanın yardımı ve eğitimi,
hatta doğum esnasındaki yatış şekli bile ağrısız ve keşkesiz doğuma yardım ediyormuş.
Doğum yapacak eşinize dostunuza önerin ve yönlendirin mutlaka.

 

Bu arada organik rengarenk domatesler harikaydı.

ANNE SÖZÜ: Anneler kutsaldır lafını niyeyse çok sevmiyorum. Sanki kutsallık verilerek, doğaüstü sorumluluklar daha kolay sırtına yüklenebiliyor annelerin.  O yüzden evet, anneler çok önemli bir misyona sahip, anneler deli gibi seviyor, gelgelelim anneler insan! Onların da desteğe ve paylaşıma ihtiyacı var.

Diyeceğim hanımlar, kutsallıkla, kahramanlık arası kendinizi helak etmeyelim.